1 Ağustos 2015 Cumartesi

TOZDUMAN



                                                          
       
            Zordu.Tozduman ve ve ve örselenmiş daha fiyakalı bir kelimeydi ruh halim için.İçip sıçmanın dışında  müthiş haz aldığım yanımı keşfetmiştim.İnsanlardan kaçıyordum.Evden kaçıyordum.Kitaplardan kaçıyordum.Çok abarttığım zaman bir buçuk dakikaya kadar nefesimi tutup kendimden kaçmaya çalışıyordum.Bu aksi bir durumu doğuruyor olsa da haklıydın ufaklık hepsinin yokluğu ayrı korkutuyordu.Korku kaynaklı kaçış mı,varış mı yoksa ebesinin camı mı?Bilemedik...
Ve gayet başarılı kaçışlar yaptığımı düşünüyordum aslında.İster istemez tebrik bekliyor insan.Yine haklısın kaçarken zor olurdu bu.
Bir arkadaşım kaçarken kolumdan tuttu..
-Bak la bi
-Ne var la batasıcanın eniği?
-Çocuk okula başladığı zaman güçlü olması gerektiğini öğrenir.Çalışkan çocukların arkadaşı vardır ama tembel çocuklar hep yalnızdır.
-Ne alakası var kemçük ağzına sıçtığım.Vaktim yok kaçmam lazım.
-Tembel çocuktan sınıf başkanı olmaz ve tembeller asla oyunlara alınmazlar.
-Çalışsın o zaman pezevenk.
-Hah işte okulda bunu diyor.İnsanlar güçlü olanın yanında olmayı öğrenir.
-İnsanlar.
-Hayat bir yarış ,hızlı kaçanın değil toparlananın kazandığı.
-İyi görünmüyosun toparlanmaya bak ,kafamı sikme.
-eyvallah.
            Belki haklı olduğu noktalar vardı da hayat bir yarıştır ne demekti?Klişe düşünmek yerine hiç düşünmemeyi tercih eden ben muhtemelen yeni yanlışlıklar yapmak için bu arkadaşımdan da bir an önce kaçmalıydım.Saat hayli geçti ve ben kaçan birilerini bulup tüyo almak istiyordum zira hayat bir yarıştı.En güçlü kaçan olursam kaçışımı belki tebrik edebilirdi suistimalciler ve plancılar.
            Tembel bir öğrenci değildim çocukluğumdan çıkana kadar. Zeki olduğum söylenirdi inandırabildikleri birini bulduklarında.O yaşa dönsem sağlam küfür ederdim , beni de inandırmışlardı bir ara.Yalnızlıktan korktuğum için mi tembel değildim ya da tembelliğimi efor sarfederek göz ardı mı ettiriyordum.(Bunu yapınca sarfettiğim ekstra efor beni çalışkan kılar mıydı?Doğrusu şu an için kaçmam gereken şey bu soruydu.)Fikrim yoktu ama fikri olmayan bütün herifleri de çevreme toplayarak çalışkanlarla savaşmak için uygun koşullar yaratmaya çalışmıştım bence.Zeki adammışım da onlardan ne ara kaçtım onu hatırlayamadım fekat iyi kaçmışım.
            Az zamandır içinde bulunduğum karmaşıklığın aslında yalın bir hal olduğu mu beni bu derece çıldırtmıştı.Tastamam olan hiçbir şey yok ve yazdığım şey ayrı yazılmak zorundaydı.Oysa boşluk kavramı olmamalıydı hepimiz boşluğu içimize hapsedip her şeyi birleşik kılmalıydık.Bunun için belki namaz da kılmalıydık.Hadi çok zorlasak nokta yerine virgülü farz kılmalıydık.Yapamadık.Biz çılgınca koşan sakat atlardık ve tek joker hakkımız olan sigarayı dilencilere sadaka kıldık.Çılgınca koşan sakat atı çılgınca kaçan bir sakat at kıldığım için mutluydum çünkü hayat bir yarış ve bu turu bay geçmiştim.Mutluluk halimden utanç duymalıydım değil mi ufaklık,çünkü biz de mutsuz olalım diyerek yürümüştük mart ayazında bir sabah.



            Mutluluktan kaçalım düşüncesi hepten delilikti.Oysa akıllı atlar olarak bilmeliydik birbirimizi.Farketmişsindir felsefe kongrelerinde yaptığımız gibi korsan bildiri yerine korsan ve bir o kadar kaçak bir mektup içerisinde buldum yine seni.cesaret mi korkaklık mı bir türlü adlandıramadığım bu acının beni bir uzun havaya itmesi hoşuma gitmiyordu ama zevk alıyordum.Mutlaka demişimdir sana 'hahahayyyt biz acıdan beslenen,acıyı kaynak edinenleriz.Bal eyleyenler bizden değildir.''.
            Beni koşturan,kaçırtan şeye ufaklık diyor olmam beni mal kılar mı? Mallık sigara yakmak ile yakmama arasında kalınan,dilinin yara olduğunu fark edip su içmek isteğinin doğduğu ama buna rağmen sigaraya elin uzandığı o hal olmalıydı ve bu bizi mal kılardı.Bu sadece bizi mal kılmalıydı çünkü tüm varlığımızla buna hazırlanmıştık.Biz kimdik ? Maldık. Her şeyin bu kadar açık olması da karmaşıklığımızı yalınlaşmaya yakınlaştırıyordu.Bir şey vardı aramızda ve biz bu şeyi öpüyorduk. Acaba her öpüşümüzde ölüyor belki de öldürüyor olabilir miydik. Ölenin biz olmasını ne kadar istiyordum tabi korkaklığın verdiği kaçaklıkla ölenin ben olması daha çok işime gelirdi.Tek korkum senin zaten ölü olman ki bunu defalarca doğruladın ufaklık.Senin ölü olman ne işime ne dişime gelirdi.Senin ölü olma ihtimalinden kaçarak seni yaşıyor kılmak istedim.Her girişimim gibi bu çıkışımım da ölü doğdu.Kafamda, erken boşalmış bir anın ardından canımın bitter çekmesinden daha abes bir şekilde urfa sıra gecesi şarkıları dönüyor ve ben sadece tek bir noktaya takılmış 'hele ninno olasan,allahıydan bulasan'' ı büyük puntolarla paketleyip servise hazır hale getirmeye çalışıyordum.Bütün bunları işsizliğime bağlamaman için tüm gün kaçıp kendime yarı zamanlı bir iş bulmuştum.Tamına bile dayanamayıp yine kaçak davranmıştım.Ama cesaretim takdire şayan görülsede yerin dibine sokuyordu hissetmeyi istediğim anda.
            Her ac
ı gibi bu acının daha büyüyüp sonrasında yok olma ihtimali beni zevk alamadığım bir acıya sürüklerken kaçan birini görme umuduyla balkona çıkıp sokağı kesmeye çalışsam da bu açıyla zor  görürdüm.Zaten bu noktada sıkıntı başlıyordu biz acıya hangi açıdan bakıyorduk? Oturduğumuz yerleri değiştirince değişecek bir şeyler olacak mıydı?
            Boşalttığım küllük beni delicesine sinirlendirirken onu bir an önce doldurma fikrini tüm zihnime işlemesi, bu bildirinin birine ulaşma gibi bir kaygısı olmadığı hissiyatını vermesi gerekirken; duman  bireyin yalnızlığı temasından çıkarak  tekrar bir sıra gecesi dizesini fikrime işliyordu ''löberde löberde zülfün yüzüne perde.'' Yapmam gereken tek şey kalmıştı.Çok kısa süre halıdaki bardak kırığına gözüm takıldı.Ve artık yapmam gereken şeyin farkındaydım:
İlk külü küllüğün  dışına savurmak.
            Tarihin en büyük kaçağı kimdir diye sorup bir ömür boyu cevap arama girişiminde bulunmadan  büyük bir kaçış planı yapmıştım.Bu her şeyden kaçma isteği ve ayrı yazılması gereken şey beni yoruyor ama dinlenmem gereken yerin kaçak bir yapı olduğunu bilmem sigaramı yakıyordu.Bu dehşet bir filmin en dehşet sahnesinin aslının dehşetin dışına taşıp vahşeti ötelemesinden daha makul olsa da neden hala boşlukları içimizde saklamadığımıza kırılıyordum çaktırmadan, ve çok afedersin kaçakça.
            Bu kaçma hissiyatının fikriyatı senden çıkmıştı.Aklıma sen sokmuştun Nuh'un Gemisi'ni zaptetmeyi.Tabi Nuh'u darp etmek benim fikrimdi.Hala arkasındayım bunun.

                                                                                                          Soluna ve sonuna hasretle
                                                                                                                         SAKAT   AT


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder