15 Nisan 2018 Pazar

Bir savaşın  esamesi  okunur dağlarda,
Dağlarımızda..
Özgürlük  nidalarımız zamansız.
Gömülmüşüz, gözlerimiz
Gözlerimiz kör
Bacaklarımız yok.

Arşa  çıkacağız, birgün .
Bugün  takat  yok.

Haykırdığın ses,
Tanrının  sağırlığına denk gelmiş.

Beynimde piyona mat olmanın  sancısısın liss
Kalbimde ockhamlı'nın usturasının açtığı yarasın liss

Gömüldüğümüz toprakta
Arşa  ulaşamamanın acısı
Ve  seyyar bir yumruk
Seyyah ömründe.

22 Mart 2018 Perşembe

dilemma

gecelerimin tanık olmadığı yalın
ama bir o kadar hızlı
bir uykuluk,
ulan bir uykuluk ömür.
sana  , yola ve sola
attığım bir uykuluk adım.
Sonsuzluk ve sen arasında ki sızı
sen ve ben arasında ki uzak sızı.
tahammüle doyduğum,
arkamda bıraktığım,
arkamdan bakan onlarca sızı,
sızılar.
küstüğüm küller hece hece
şimdi
perde perde perdeler gözümü.
Bizi kıran namerde de güldüm bilesin.
Özümün hala sen olduğu şu gün kadar o gün de gelecek
o gün kadar bugün de bileceğim.
Adımımı attığım yer önce su , sonra sen.
sığdıramadığım bu ömür önce sen,
sonra yel.
ters ya da düz
tarifsiz acılar ve geceler
geceler geceler geceler.
yanılgılar içinde seni aradığım bunca zaman
bulamadığım onca zaman.
sana , yola ve sola
attığım her adım
aldığım her nefes.

aç bir tavuskuşu
ve arkasında bıraktığı mısır tarlası,
feyden gelir feye gider bir yol.
uzaklardan skan maskvama
ve ufka sızan bir çift bakış.

30 Ocak 2018 Salı

müşkül

Sana bir düşün çizilmişliği ,
Uykusuzluğa gebe akşamüstleri.
Köpek dışkısı ,
Ve bir elektrik kesintisi.
Sana tüm belirsizliklerin içerisinde
doğru zamanda yalan tebessüm gücü.
Yalanlara gebe bir kadın,
Ve doğurduğu onlarca piçler...
Sana bütün kör sabahları;
Avuçta, yatakta , alında terleri.
Sana boncuk boncuk...
sana güzide orospuların
güzide nasihatları..

26 Ocak 2018 Cuma

Nasr-ı Kelam

sabır ,
tanrının dilediğiyle tanrıya dilenenin kesişememesi
ve kabul.
kabilin susadığı kan ve
sabra revan nutkum.
tutuldu , ay-felek
meleğin nasrı ve
nasr-ı kelam.

meyi içtiğin kadehle
hayyama nara atan,
ve selam.
bin selam ki meye meyleden tutuk dil.

canı çok yanan bir karınca ,
ve ömrü kibritin kavında kavrulan  tütün.
ve ikra
ki bu kavimler boyunca tekrar eden.

vaktiyle ismi leyla'dan Züleyha imanı bekledim.
Yusuf'un kabrini kuyu zannedenden
Yakub'un sabrını istedim.


18 Ocak 2018 Perşembe

Bir Menekşe Hikayesi

Zengin bir akşamüstü şarkısı
ve yeni uyanmış kederlerle bol zeytinli kahvaltı.
serin bir akşamüstü misafir ve çökelek kokan .
Tüm reddedişleri kabulleniş vaktiyse
gökte yıldız kadar
yerde ben varım.
ne kadarlarsa o kadarım.

yarım ekmek ve
içinde yarım kalmış meseleler.
ömür boyu ömre sığdırmaya çalıştığımız.
tebessüm yahut yamalak hikayeler
ve bir türlü birleşmeyen şey gerçeği.
bizim ebedi ayrılığımız
ezeli gerçeğimiz.

giydiğim kanlı gömlek ve kadife pantolon
çok küçüktüm-küçüğüm-küçülüyorum.
sabır.
hesaplaşacağız.

11 Kasım 2017 Cumartesi

êş (ağrı)

                 
                      Bazı şeyler durmuyor , barikat kurmanın çaresizliği gibi .Sular akar durmaksızın , zaman akar durmaksızın, yeryüzünde kanlar akar durmaksızın.İnsanın çaresiz kalıp durduramadığı çok şey var sanırım .Bazı durumlarda insan olmak yetmiyor gerçekten , süpermen olmak lazım bazen! Doğaya özgü bir şey var. Akan şeyin önüne geçmeye çalışan akıntıya kapılır.Basit ve sürekliliği engellenememiş bir kanun gibi sanki.
Yataktan doğruldu ve pencereye yöneldi . Belki bir ilk olabilirdi bu onun için; uyanıp sigarasını bile yakmadan pencereyi açıp  dışarıyı izlemek. İzlediği tüm filmlerde ki pencere açma sahnelerini gözünün önünden geçirip  tekrar küfür ederek camı kapatıp sigarasını aramaya koyuldu bunca dağınıklığın içinde.Salonda yerde kibriti ve sigarayı görünce bu mutluluğunun daim olması için tanrıya dua etmeyi ihmal etmedi.Sigarasını yaktığı anda Şükran'la göz göze geldi.Kafasında dolanan soru işaretleri bir anda ünlem işaretine döndü.Şaşırmamış gibi yapmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu.Şükran Rıza'nın yanına yerleşeli 3 gün olmuştu ve her sabah Rıza'nın tepkileri değişmemişti.Şükran koyu kahvesini yudumlarken kulaklığını çıkarıp günaydın dercesine dudaklarını oynattı fakat Rıza'nın o küçük beyni olanları hala kafasında tartıyordu. Şükran'ın üstünde ki hırkayı kafasında tanımladı. Bu onun üstünde olmaması gereken bir hırkaydı. Tepkisiz kaldı Rıza.O  hırkayı başkasının üstünde görmeye çok fazla tahammülü yoktu Rıza'nın. Yine de tahammüllerini masanın ortasına koyup küllerini tam ortasına serpti.Kumandayı eline alıp televizyonu açmak istedi aradan seneler geçmişken.Aradan seneler geçmiş de hala Rıza o televizyonu açmak istermiş gibi masumca kanallar aradı zihninde.Bulamadı.
Nasılsın demek istermiş gibi dudakları kıvrandı yerinde Şükran'ın. Rıza bildiği bütün ayetleri kirpiklerilerinin ucuna getirip derin bir sesle  iyiyim dercesine göz kırptı.Sen dercesine burnunu çekti.Fena değil dercesine saçlarını sağa doğru attı Şükran. Elini uzatmak istediyse de Rıza'nın elleri sigara dumanı arasında  karanlık sözcükler düşünüyordu.

Dolaba doğru gözlerini yürüttü Rıza .Vazgeçti masanın üzerinde yeşil elmayı gördü. Uzanıp aldı, nefesiyle Şükran'a teklif etti ,Şükran aldığı nefesle reddetti.Şükran reddedişleriyle Rıza'yı bıktırdıysa da yanında kalmaktan vazgeçmemişti.Bütün reddedişlerini hatırladı Şükran'ın. Ağlamak gibi bir şarkı mırıldanmaya  başladı ama onun sesini yeryüzünde duyabilecek hiçbir varlık yoktu.Utanıyordu Şükran.Rıza'yı anlayamadığı için utanç duyuyorsa da O'nu anlamak Şükran'ın becerebileceği bir şey değildi.

Elmasını ısırdı,hırkasını istedi gözünde ki çapakları silerken.Şükran neyi istediğini anlamadı.Şükran diye bağırmak istedi.Bu sefer yapabileceğinden çok emindi.Üzüntüyle elmasından bir ısırık daha aldı.Utançla ne yaptığının farkına vardı.
Şükran'ın akan  gözyaşlarını hırkasıyla silmek istedi.Şükran tüm çıplaklığının verdiği cesaretle reddetti.Şükran bir hırkaya sahip olamamanın  sevinciyle bedenini Rıza'nın son ısırığına hapsetti.

5 Eylül 2017 Salı

Ağ(ı)rı

Aynada görünen sesin , duyulan gözün
eksikliğini, varlığını bir boy uzatmış
tüneller boyunca sağanak  duymalar.

Henüz kategorize edilmemişken bir aşk
ve göğüs gererek sevda diye bağırabiliyorsa
Sol avuç içi.
ölüm de gitmek kadardır bir yeşile.
Ve bir yeşile tüm mavilerinle gitmek gibi.

Paslanmış gözleri, bir buğuyla
susmuş bir dudağı alnında.
denize dökülmüş yunan ordusu
ve kaybetmiş bir  Martin Luther

Ve unutulmuşken bir Martin Eden
Ve bir vapura binememişken henüz
kaybettiğini gömmek gibidir gitmek
ve kaybettiğini hiç bulamamak gibi kırıntılarda.

Vahasına boğulduğun bir kan çanak
Ve ene'l-hakk ,
Ve sen su gibi
Dağ gibi
Ve sen bir bayırda olmamış Berfin gibi
Ve sen bir öfkede barut gibi.

Gecenin baş ağrısı,
gündüzün kalp sıkışması.
Belinden tuttuğum bir akşamüstü,
tam da o akşamüstü.
Gidelim buralardan.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Özüme

Gecenin bir koyusunda,
sensizliğin bir kıyısında
elinde kerpeten duvar dibinde
düş sancılarından kurtulmaya çalışan.
yahut düş kırıklığından yere yıkılan.
haber etmez hiçbir günışığı yarını.
doğruyu doğrultmaz güneş.

ne ben uzanabilirim
ne sen uzatabilirsin
ne ben tutabilirim
ne sen susabilirsin.
öyle uzak öyle tedirgin.
uzaklar hep tedirdin ediyor
gökte yıldız,
tedirginlikten kayıyor.
Tuhaf bir yalnızlık değil midir özlem
ne ben anlatabilirim
ne sen son verebilirsin.
Heceden , geceden ve gözlerinden
Şükürü kesmiş,geceden.

Gecenin bir yarısı sana uyanıyorum,
yıllar sonra sana uyanıyorum.
o kadar ki geçmiş zaman
seni hala hatırlıyorum.
elinde bir halat
bana sesleniyorsun
ben yine sana uyanıyorum.
ellerimi,ellerini,ellerine ..

seni diyorum
sana diyorsun
sarılmak istiyoruz
yine sana uyanıyorum.

18 Temmuz 2017 Salı

Göğe Çağrı




Çağının altında,
Devrinin çok üstündesin küçüğüm
Güzel olan her şey yüreğinin içinde,
uçmaya başlamadan düşünden.
Güzel,karanlık,güzel ve yeşil.

Sayılı yıl-sayılı gün geçmişken.
Daha çok erkenken bir
vakit kalmamışken iki
deli deli iki göz
Deli olan her şey parmaklarının ucunda küçüğüm.
Önce yas sonra karanlık.
Sabah ezanına yakın
korku ve kıyamet
cümbür ve cemaat
savaş nidaları çok yakından.
Güzel,çocuk,güzel ve yeşil.

Merakından yollara ışık,
şüphesinden güneşe yolculuk,
ayda mola
aylarca mola
sana,yola ve sola
güzel olacak her şey avucunun içinde.
bak.
avucunun içinde zeytin tanesi
gözlerinde zeytin tanesi
Sesin çok uzak
Yalnızlık ve kalabalık
Soğuk ama yakın
derin ama sığ
güzel kalacaksın küçüğüm
omuzlarına inen saçlarla
tembel,hala çocuk,güzel ve yeşil.

çok eski zamanlarda arapça öğrendim
çok yıllar geçti, unuttum.
çok zaman geçti
çok.
çoğullaşamadıkça çoktan seyreldim
Arabın dediği gibi
''Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî.''
ya da
''görmeği istersen eğer mahşeri çerhte seyreyle o meh-peykeri''
değişmedikçe zaman
zamandan geçen sadece yeşil.
ya ''uksimu billahi ve ayatihi''
ya da iyilik,güzellik,iyilik ve sen.

20 Ocak 2017 Cuma

Senle Ben , Şeyh Tek


 



Şeyhim beni ikinci milenyuma sabitle.
Boğumlanmış tellerim kopmadan  az önce.
Zaman dediğin uyduruk bir kavram,
ağabey bırak, bükme.
ene’l-hakk , hallacı mansur , ağabey.


Ne zaman var ne ab-ı hayat şeyhim.
Ölüm büyük ceset, ölümsüzlük cehalet.
Leyl-u nehar ,tavus kuşu ,devletin bekası.
her zaman kahhardır kahhar, ağabey
surlarımıza şişman düşmanlar yanaşmış.

Şeyhim serap dediğin kendi gerçekliğimiz;
illizyon zaten ellerimiz.
Aşk dediğin bir doğrudan ibaret ,dosdoğru.
Kimbilir nedir kozmozda ki görevin , ağabey
önüne geçeriz Aylanlar’ın, boğulmaların,vurulmaların.

Şeyhim ne acı babam da kara listede.
şeyhim çok acı adın kara listede.
huzursuz yazlar, Kemal Sunal'sız filmler,Neşet Ertaş'sız türküler.
daha neyi açamayayım, açamayasın, açılmasın.
Zeki müren benim babam , ağabey.

Şeyhim  ne uzun bir maraton oldu bu havva anayla.
Nefes al , nefesini müdafa aman.
takiyenin dibinde subliminal bir aşk.
Sadece çocuklar ölümsüzdür,
Şeyhim kainatı bulamadım.