27 Mayıs 2025 Salı

Neo'ma.. 

kuru otlar ,  tel boyu uzamış
elim yetmez, gözüm üşenir görmeye.
Aklımın yettiğince   örüyorum duvar
saklı bıraktığım yok , apaçık 
imlaları unutuyorum, yaşım var

bir çocuk öldü geçen hafta
gazeteler de yazmadı
kapımda öldü
sekiz saat sonra gördüm

beni duyar beni asar
kıskandığım yılını aşmış içkiler
bembeyaz duvar, ardı yok
bir çocuk melek oldu geçen hafta
bir kalp çok hızlı atarsa ömründen mi yer
sorular çuvalda
heybede bok var.

çimler kuru
aslımız kara
bir bebek öldü geçen hafta
olmayacak duvarı örme Mualla.



28 Temmuz 2024 Pazar

Çayır Çimen

 Bazı şeyleri gereğinden fazla tekrar ettim . Doğrularımı , bilhassa yanlışlarımı. Dünyanın bir şekilde döndüğüne ikna ettim kendimi ve telafi ihtimallerimi hep reddettim. Olasılıkların olmayasılıkları tuttu işte.
Ne isyan  ettim ne de hazmettim. Bir gemi bir şekilde yürüyorsa , denizde olup olmadığının önemi  yoktu. Yitirmiştim bazı şeyleri ve adını koymak  bana kalmıyordu.

Rakıya aşıktım ben hep , sonra sen geldin işte. Rakıyla sana aşık olduk ve  biter sandık. Rakı bitti. Ben bittim.

Bazı şeyleri gereğinden fazla düşündüm , oturdum. Hesap kitap yapacağız dedim.Üşendim . Rahattım çünkü hesabını kitabını yapabileceğim çok şey de yoktu. Ben buydum ve bundan ötesi beni aşardı. Beni anladın ya da anlamadın. Bunu da düşünmedim. Tarttım. Ağır bastın. Hafiflemiştim bir kaç şeyden ötürü ama bulamadım.

Rakıya aşıktım ben , sonra  gözlerin işte. Kalem seviyordum , yazarım sandım yazamadım. Sen gittin , kalem yitti.

Bazı şeylerin ebedi olduğuna inanırdım ben , kandırıldım. Slogan atacağım diye sokaklara çıktım , sesim çıkmadı. Geriliyordum ama beni bu güzel havalar mahvetti. Bilinç önemliymiş , kaybettim gibi oldu bir ara , toparladım kaybetmedim. His demişler , ad koymuşlar . Adlarına koyayım.

Sana aşıktım ben  
hep sana.
yola ve sola.
attığım her adım ,
aldığım her nefes...


24 Haziran 2024 Pazartesi

Sen San Son



Ey Aknaz , 
Her taşa kızdığımda elime kalem alamam .
Kalem bana keskin , sana  arkadaş.
Ben bıraktım demeye korkarım ,
bıraktığımızdan beri uykularımızı
aynı sahilde iki damla tuzlu suya.

Aknazım , kızım 
Eril dilime taş atasın 
Çok şey değişiyor
avuçlarında tutamıyorsun suyu.
Senin avuçların küçük ,
benim ellerimde delikler.
bir kafiye beklemeyeli çok zaman oldu kelimelerden.
Fıtrat deyip  ateşlerde yanmak da var 
ama ben bu döngünün en yavaş değişeniyim,
bilmiyorsun
sadece yaşlanıyorum
affet.

Desem ki bir akşam üstü;
diyeceksin  sıtkı tarancı 
desem ki taşım benim;
diyeceksin orhan veli.
diyeceğim enel hakk;
diyeceksin öhh  hallac hallac pamuk.
Ben bir gece dövüldüğün yerinden öpmüştüm seni
uyuyordun çok , hiç anlamadın.

ben büyüyorum 
değişmiyorum.
harflerim eksiliyor.
Sen büyüyorsun
değişiyorsun.
Harflerimi çalıyorsun.

hala üzerinden cümle geçmemiş 
sikik ozanlar sürüsüne yazdırdığım hayallerim var.
Bir anahtar kapı açmaz 
bir tekerlek yol gitmez.
Ben bir rüzgarım sen iki tel saç
kimin kime Aknaz...





15 Ekim 2023 Pazar

son

 Bu yolculuk tam da burada bitiyor şimdi. Çalışkan'dın hep, bir Ozan olmuşsun şimdilerde. Sana Yola ve sola. Hep...

14 Ağustos 2023 Pazartesi

AKNAZ

 

Allarına  al dökeyim, yolun çok ayrı
Biliyorum,
hislerine his vereyim gözlerin aynı.
Saçın uzuyor , durduramıyorsun.
Kesiyorum.
Dar bakış
geniş gören parmaklar .
Birer malt
bir balkon dizisi.
Gözler ufukta 
Görüyorum.
Elin elime bir defa değdi.
Delirirdim
olsaydın o.
Sen ki bir efsaneyi özlersin 
okurum 
Adı var kendi yok.


Bir  pati hikayesi ,
hatırlamıyorum.
Bir yüzük koparmıştın bedeninden 
anımsıyorum.
Derdi derdime  uymaz
Sorsan Mihriban bilmez
Bir akşam üstü
Bir balkon dizisi
saçı saçıma uzuyor
kanı kanıma akıyor
Sorsan  bir efsaneyi diler
Adı var kendi yok.

15 Haziran 2020 Pazartesi

doku




Yüzünü unutuyorum artık ,
Hayal-meyal
vallahi.
Pek bir anı da  düşmüyor aklıma
son kozlarını oynuyor hafızam.
Bildiğim bir adın
Gerisi bulanık

Epey bulanık
gelişin-gidişin
Ama öyle keskin bir acı var ki
ben gözlerini hiç unutamıyorum.

24 Ekim 2019 Perşembe

En Güzel Deniz'e



       Yıllar önce bir insan ömrünü neye vermeli diyor bir adam ve yıllardır bunu sorguluyor; ömrümüzü neye verdiğimizi bilemeden toprak oluyoruz. Hayat , ölümlü dünya diyerekten insanlığımızın en aptal kelimelerini bir araya getirip kendimizi teselli ediyoruz. Beyaz yalanların ardından kendimize beyaz bir kağıda beyaz kalemlerle bembeyaz yollar çizip kararta kararta yürüyoruz. Epeydir ölüyoruz.Kararta kararta ölüyoruz. Sebebini bilmeden bir sağdan bir soldan , önümüzden , arkamızdan çocukluğumuzdan ,lise çağımızdan ölüyoruz. Belki sarıldığımız , belki darıldığımız voleybol sahasının çizgisi üzerinden çok derin ölüyoruz. En derine gömülüyoruz. Yahu adam olduğumuzun farkına varmadan , herifleşmeden ölüyoruz.Kime ne anlatacağız kime ne soracağız , kime kin kusacağız . Bir merdiven başında sen, bir merdiven başında biz. Nereye ölüyoruz , nereye gömülüyoruz.Ölmemek için mi direniyoruz. O güleç yüzünü bizden alan ne  kara çocuk.

         Uzun zaman oldu gerçekten çok uzun hatırladığım bir kaç merdiven anısı bir kaç haftasonu karşılaşması.Paylaşamadık bir şeyleri , erken dağıldı,ayrıldı yollar. Yüzünü bile unutmaya yüz tutmuşken uyanır uyanmaz adını duyacağım bu leş sabahın ben  geçmişini sikeyim.Biliyorum , hissediyorum en güzel denizde en güzel hikayelerlesin.Elbet karşılaşırız  güzel deniz , elbet gülersin bir merdiven başında. Hoşçakal kardeşim Deniz , hoşçakal.

En Güzel Deniz'e





Evvela duyduk ağıtı,
büyük hengame büyük sarsıntı.
Gökyüzünde bembeyaz bulutlar ,
birazdan
ha birazdan yağdı yağacak ..
Karası en karası biraz uzaklarda .
Kara kaleminle alev alev yaz
okuyamayacağız ama yaz
alev alev yaz
..

Oğuz'un Atay'ın dizinde yaz
bu dünyadan bir deniz geçti diyeceğiz ,
bir ana melek yüzlüm melek oldu diyecek yekten .
Hoşçakal ,
hoşçakal kardeşim Deniz..
.

6 Ekim 2019 Pazar

Feyezan



Kırkıma kırk kalmış gibi bir sabah ,
öyle geç ki tam ortasında sıfırın kalmış yeşil bir elma.
çürümeye yol bulmuş.
Düşmekten düşmeden hemen birkaç saniye önce
kuruttuğun yastıkları kıskandırırcasına
saman kağıdına saman sarıp samanlığa..

tenezzül etmediğin o beyaz mendilin
sana anlatamadığı , susturduğun saf dili
ben ölü , sen ölü
çöktüğün kapı önü yok ,
yok artık tavşanlarını uçurduğun yalan ova

Vaktiyle demiştim
vaktiyle ismi Leyla'dan Züleyha imanı bekledim
Yusuf'un kabrini kuyu zannedenden
Yakub'un sabrını istedim.

Ne hana ugradık ne hancıyla dalaştık ,
yolumuz yol değildi, yola çıkmadık.
durduk, sorduk , durduk
durdun, soldun , durdun.

Vaktiyle bir meczuptan bir gam hikayesi dinledim.
Gamı aşkıyla perişan olanın da rengini gördüm.
Vaktiyle ben olmayandan bana vursun istedim
durdun
vurdun
soldun.

4 Eylül 2019 Çarşamba

tam da o eksik şey

        Parkın en ücrasını oturup doğan güneşi bekledim  ben o gün. Bin kere yola çıkıp bin bir defa döndüm o parka. Bin defa kalkıp Bin bir defa döndüm ben masana. Güneş doğana kadar 10 kere seni 11 defa da gözlerini düşündüm. Üşüye üşüye , titreye titreye kaç yüz defa kaç yüz ulan ...

        Başladığın ve noktaladığın her cümleyi ezberimden çıkarmadım , başlattığın ve bitirdiğin her.Doğumumu cümleye başladığın, ölümümü bitirdiğin ana.
      İki gözümün çiçeği ben çok suladım seni , çok. Kimler aldı kimler kopardı ki B diyemedik de elifte saydım yılları.Sen ki ayardın, her gördüğümde kördüğüm olurdu gözlerim . Senin hiç gözlerin kördüğüm oldu mu ?
     'SAYIM' demiştik bir sokağın başında senin aklında hep kediler kediler kediler..Eh be güzel kızım ele isyan etmek vardı da elin günahı yok , sana şafak şafak gelemeyeşimin acizliği bu.Ant içmiştim sana bir gün savaş bitti diyecektim son dizesine kadar ;
bir şiirlik olmaz mı  bir bakış. Olmazmış.Savaş bitemedi.En incesinden kar yağıyordu da bir akşam ellerim  hayatım boyunca bir daha hiç o kadar ısınmadı. Titredi o günden bu yana , hep titredi.
      Gedize kaçtım olmadı ,ben Asi'ye kaçtım olmadı. Suyu suya boğdurdum , olmadı.

    Gecenin en ucunda durduğun en yakına sokulduğum o berbat geceden bu yana gözyaşının bittiği yerde kararsız , kansız.. Son şarkı, son ezgi, en son duyduğum, en son anladığım en son karar verdiğim, en son düştüğüm;
        'Sesimi Duy İsterdim'