Zordu.Tozduman ve ve ve
örselenmiş daha fiyakalı bir kelimeydi ruh halim için.İçip sıçmanın
dışında müthiş haz aldığım yanımı
keşfetmiştim.İnsanlardan kaçıyordum.Evden kaçıyordum.Kitaplardan kaçıyordum.Çok
abarttığım zaman bir buçuk dakikaya kadar nefesimi tutup kendimden kaçmaya
çalışıyordum.Bu aksi bir durumu doğuruyor olsa da haklıydın ufaklık hepsinin
yokluğu ayrı korkutuyordu.Korku kaynaklı kaçış mı,varış mı yoksa ebesinin camı
mı?Bilemedik...
Ve gayet başarılı kaçışlar yaptığımı düşünüyordum aslında.İster istemez
tebrik bekliyor insan.Yine haklısın kaçarken zor olurdu bu.
Bir arkadaşım kaçarken kolumdan tuttu..
-Bak la bi
-Ne var la batasıcanın
eniği?
-Çocuk okula başladığı zaman güçlü olması gerektiğini öğrenir.Çalışkan
çocukların arkadaşı vardır ama tembel çocuklar hep yalnızdır.
-Ne alakası
var kemçük ağzına sıçtığım.Vaktim yok kaçmam lazım.
-Tembel çocuktan sınıf
başkanı olmaz ve tembeller asla oyunlara alınmazlar.
-Çalışsın
o zaman pezevenk.
-Hah işte okulda bunu diyor.İnsanlar güçlü olanın yanında olmayı
öğrenir.
-İnsanlar.
-Hayat bir yarış
,hızlı kaçanın değil toparlananın kazandığı.
-İyi
görünmüyosun toparlanmaya bak ,kafamı sikme.
-eyvallah.
Belki haklı olduğu
noktalar vardı da hayat bir yarıştır ne demekti?Klişe düşünmek yerine hiç
düşünmemeyi tercih eden ben muhtemelen yeni yanlışlıklar yapmak için bu
arkadaşımdan da bir an önce kaçmalıydım.Saat hayli geçti ve ben kaçan
birilerini bulup tüyo almak istiyordum zira hayat bir yarıştı.En güçlü kaçan
olursam kaçışımı belki tebrik edebilirdi suistimalciler ve plancılar.
Tembel
bir öğrenci
değildim çocukluğumdan çıkana kadar. Zeki olduğum söylenirdi inandırabildikleri
birini bulduklarında.O yaşa dönsem sağlam küfür ederdim , beni de
inandırmışlardı bir ara.Yalnızlıktan korktuğum için mi tembel değildim ya da
tembelliğimi efor sarfederek göz ardı mı ettiriyordum.(Bunu yapınca sarfettiğim
ekstra efor beni çalışkan kılar mıydı?Doğrusu şu an için kaçmam gereken şey bu
soruydu.)Fikrim yoktu ama fikri olmayan bütün herifleri de çevreme toplayarak
çalışkanlarla savaşmak için uygun koşullar yaratmaya çalışmıştım bence.Zeki
adammışım da onlardan ne ara kaçtım onu hatırlayamadım fekat iyi kaçmışım.
Az
zamandır
içinde bulunduğum karmaşıklığın aslında yalın bir hal olduğu mu beni bu derece
çıldırtmıştı.Tastamam olan hiçbir şey yok ve yazdığım şey ayrı yazılmak
zorundaydı.Oysa boşluk kavramı olmamalıydı hepimiz boşluğu içimize hapsedip her
şeyi birleşik kılmalıydık.Bunun için belki namaz da kılmalıydık.Hadi çok
zorlasak nokta yerine virgülü farz kılmalıydık.Yapamadık.Biz çılgınca koşan
sakat atlardık ve tek joker hakkımız olan sigarayı dilencilere sadaka
kıldık.Çılgınca koşan sakat atı çılgınca kaçan bir sakat at kıldığım için
mutluydum çünkü hayat bir yarış ve bu turu bay geçmiştim.Mutluluk halimden
utanç duymalıydım değil mi ufaklık,çünkü biz de mutsuz olalım diyerek
yürümüştük mart ayazında bir sabah.
Mutluluktan kaçalım düşüncesi
hepten delilikti.Oysa akıllı atlar olarak bilmeliydik
birbirimizi.Farketmişsindir felsefe kongrelerinde yaptığımız gibi korsan
bildiri yerine korsan ve bir o kadar kaçak bir mektup içerisinde buldum yine
seni.cesaret mi korkaklık mı bir türlü adlandıramadığım bu acının beni bir uzun
havaya itmesi hoşuma gitmiyordu ama zevk alıyordum.Mutlaka demişimdir sana 'hahahayyyt
biz acıdan beslenen,acıyı kaynak edinenleriz.Bal eyleyenler bizden değildir.''.
Beni
koşturan,kaçırtan şeye ufaklık diyor olmam beni mal kılar mı? Mallık sigara
yakmak ile yakmama arasında kalınan,dilinin yara olduğunu fark edip su içmek
isteğinin doğduğu ama buna rağmen sigaraya elin uzandığı o hal olmalıydı ve bu
bizi mal kılardı.Bu sadece bizi mal kılmalıydı çünkü tüm varlığımızla buna
hazırlanmıştık.Biz kimdik ? Maldık. Her şeyin bu kadar açık olması da
karmaşıklığımızı yalınlaşmaya yakınlaştırıyordu.Bir şey vardı aramızda ve biz
bu şeyi öpüyorduk. Acaba her öpüşümüzde ölüyor belki de öldürüyor olabilir
miydik. Ölenin biz olmasını ne kadar istiyordum tabi korkaklığın verdiği
kaçaklıkla ölenin ben olması daha çok işime gelirdi.Tek korkum senin zaten ölü
olman ki bunu defalarca doğruladın ufaklık.Senin ölü olman ne işime ne dişime
gelirdi.Senin ölü olma ihtimalinden kaçarak seni yaşıyor kılmak istedim.Her
girişimim gibi bu çıkışımım da ölü doğdu.Kafamda, erken boşalmış bir anın
ardından canımın bitter çekmesinden daha abes bir şekilde urfa sıra gecesi
şarkıları dönüyor ve ben sadece tek bir noktaya takılmış 'hele ninno
olasan,allahıydan bulasan'' ı büyük puntolarla paketleyip servise hazır hale
getirmeye çalışıyordum.Bütün bunları işsizliğime bağlamaman için tüm gün kaçıp
kendime yarı zamanlı bir iş bulmuştum.Tamına bile dayanamayıp yine kaçak
davranmıştım.Ama cesaretim takdire şayan görülsede yerin dibine sokuyordu
hissetmeyi istediğim anda.
Her acı gibi bu
acının daha büyüyüp sonrasında yok olma ihtimali beni zevk alamadığım bir acıya
sürüklerken kaçan birini görme umuduyla balkona çıkıp sokağı kesmeye çalışsam
da bu açıyla zor görürdüm.Zaten bu
noktada sıkıntı başlıyordu biz acıya hangi açıdan bakıyorduk? Oturduğumuz
yerleri değiştirince değişecek bir şeyler olacak mıydı?
Boşalttığım küllük beni
delicesine sinirlendirirken onu bir an önce doldurma fikrini tüm zihnime
işlemesi, bu bildirinin birine ulaşma gibi bir kaygısı olmadığı hissiyatını
vermesi gerekirken; duman bireyin
yalnızlığı temasından çıkarak tekrar bir
sıra gecesi dizesini fikrime işliyordu ''löberde löberde zülfün yüzüne perde.''
Yapmam gereken tek şey kalmıştı.Çok kısa süre halıdaki bardak kırığına gözüm
takıldı.Ve artık yapmam gereken şeyin farkındaydım:
İlk
külü küllüğün dışına savurmak.
Tarihin
en büyük kaçağı
kimdir diye sorup bir ömür boyu cevap arama girişiminde bulunmadan büyük bir kaçış planı yapmıştım.Bu her şeyden
kaçma isteği ve ayrı yazılması gereken şey beni yoruyor ama dinlenmem gereken
yerin kaçak bir yapı olduğunu bilmem sigaramı yakıyordu.Bu dehşet bir filmin en
dehşet sahnesinin aslının dehşetin dışına taşıp vahşeti ötelemesinden daha
makul olsa da neden hala boşlukları içimizde saklamadığımıza kırılıyordum
çaktırmadan, ve çok afedersin kaçakça.
Bu
kaçma hissiyatının
fikriyatı senden çıkmıştı.Aklıma sen sokmuştun Nuh'un Gemisi'ni zaptetmeyi.Tabi
Nuh'u darp etmek benim fikrimdi.Hala arkasındayım bunun.
Soluna
ve sonuna hasretle
SAKAT AT