İlk geldiğim yıllarda termosta çay satan geveze ve layakt adamlar dolanırdı Kuğulu’da.Sahi nerdeler?Bana kalırsa kuşlardan bıktılar ve kaçtılar.
Aptallık sürüyle anılır olsa da bireyciliğin hiçbir önemi kalmamış,birey her saniye topluma mal oluyordu.Her dakika birey farketmeksizin mala dönüyordu.Yanlış şeyler vardı ve bu asla hissedildiği halde önlenesi ve öğrenilesi bir durum olmuyordu.Öve öve bitiremezdi saygıdeğer abilerimiz Ankara’yı.Abiler affedin,Ankara’da her şey bok oluyor istemsiz.Ve ne kadar karşı çıkarsan çık şey ayrı yazılıyordu.Şey ayrılığın ve acının demirbaşlarındandı.Her giden sana sadece ayrı yazılacak bir şey bırakıyor Ankara’da.
Biz gelenekçiler bu ayrı yazılan şey dahil bütün ayrılıklara karşı çıkarak sevdaya dahil etmiyorduk.Ankara’da bütün sevdalar hazin bir ölümün kaldırımlarda salyalarla izlenmesi ile bitiyordu.Üstelik kaldırımlara kuşların sıçmadığını iddia edecek bir akl-ı evvel de tanımıyordum.Kuş beyinlerimizle biz de kaldırımlara kusuyor ve bunu hergün istisnasız nöbetleşe yapıyorduk.
Ne Cem Karaca ne Orhan Gencebay ne de Bob Dylan bizi anlamıyordu.Biz şeyleri şarkılara itelemiş,göz kapaklarımızla içiyorduk.’Öyle de delikanlıyım’ seslerini duymazdan gelip delikanlılığında Ankara’da bıraktığımız depozitoya dahil olduğunu biliyorduk.Rüzgar hızını itelenmiş tüm şeylerden sonra sabitlemişti.Bütün hüzünler tozu topraktan ayırıp ekonomik bir hızla üstümüze siniyor ama biz , bunun altında kalmadan şeyleri sinemize çekiyorduk.’Siz de öyle delikanlısınız’ diyen seslere kulak asmadan.
Dumanı bile daha toy artık tüm sigaraların.Sigara önemsiz,bira önemsiz,şehirde önemini yitirmemiş bir şey kaldıysa bu da ağızlardan düşmeyen küfürlerdi.Niye küfür eder bu insanlar?Amlarına koyayım onların,çok ayıp ediyorlar.
Ne Ahmet Kaya ne Mahsun-i Şerif ne de Neşet Ertaş hiç bir özgün müzik tutamıyordu bizi Ankara’da.Barınmamak için iğrenç nedenlere bürünmüş neredeyse ortadoğunun bütün lirizmine epik bir bakış fırlatıyorduk.Bu derdi bitmeyecek havanın üşütmesi beni kendime getirmiyordu.Anlam veremiyordum ergonomik inanmışlıklara.Ah Muhsin’in dediği gibi ‘gidişini başka türlü açıklayamıyorum.’
Yollarına hasretle...

gardaş bu neyin kafası ya söyle ben de kullanacam
YanıtlaSilangara kafası gardaş,beklerim.
YanıtlaSil