Aynaya baktı Rıza önce. Ortalık temiz görünüyordu. Anlaşılan Katinka sürtüğü bu sabah temizliği yapmış dedi aynaya.Saçları haddinden fazla uzamış,bıyıkları niçelerini geride bırakmış gibiydi.Burnunu baş parmağı ile işaret parmağının arasına alıp aynadaki Rıza’ya ‘siktir olup gidelim burdan’dedi.Çeşmeyi açıp avuçlarını suyla doldurdu ve acımasızca yüzüne vururken gidelim dedi.Burda çok sigara içiyorum dedi kendi kendine.Hadi içki beleş de sigaraya para yetiştiremiyorum siktir olup gidelim dedi aynadaki parlak gözlere.Arkada kahvaltı yapan Sami’nin yanına doğru yürüdü Sami Rıza’nın geldiğini görünce bir yudum süt alıp ağzını çalkaladı.
-baboş dedi.Hadi siktir olup gidelim burdan.
-dur be olum yaşıyoruz ne güzel dedi Rıza.
Sami her zaman yaptığı gibi bir vay ben senin bıyıklarını sikeyim bakışını attıktan sonra kahvaltısına dönerken homurtuları devam ediyordu.Rıza Sami’nin hatır için girdiği bokun farkındaysa da burda kalmanın onu rahatlattığının farkındaydı.Radyodan yükselen Kerkük türküsüne kulak kabartmıştı.Bara girerken Kazım’ın uyukladığını farkedip:
-Bi gün de uyanık ve ayık göreyim seni gurban olim Kazım dedi.Kazım duymamış ama anlamış edasıyla:
-yok be abi yoruldum dedi
Ben de yoruldum amına koyim.Ben de.Fredy Kruieger kılıklı herifi,anasını yerden bitme oğlunu, köpekten başka her sikime benzeyen Karabaş kılıklı Lucky’i görmekten kendini adam sanan ama tiranvari kararlarından vazgeçmemek uğruna çevresine hayatı zindan eden Tarkan’ın meymeret yoksunu suratını görmekten.. Ben de yoruldum amına koyim! diyemedi.Arkasına dönüp:
-Sami, bu heisenberg ibnesinin belirsizlik ilkesi neydi la diye bağırdı.Sami bir gece öncesinde sanki hiç saatlerce rakı masasında heisenbergi tartışmamış gibi:
-Onu da sikicem bekle, gidiyoz mu dedi.
-git git gitmeyeni sikiyolar dedi Kazım yeşil gözlerini belerterek.
-nereye gidicez la sanki gidecek çok yer var gibi konuşma bana.
-balkona gidelim baboş,yatarız , içeriz.
-Sanki burda yatıp içmek dışında bir bok yiyoruz da .
Kazım’a baktı Rıza:
-Kazım, biz gidiyoz gardeş,biz gidiyoz dedi fısıltıyla.
Sami ayağa kalktı:
-hakkat mi la hakkat gidiyoz mu?
Bi kaç saniye bakıştıktan sonra çantalarını toplamak için aheste aheste kendilerine yatmak için ayrılmış fakat hiç orada yatmadıkları depoya yöneldiler.Temmuz’un sinekli gecelerinde götlerini yayacak bir şezlong bulmaları yeterliydi sızmaları için.
Çok geçmeden dış kapının önünde ikisi de arkalarından bakan Kazım ve Sebahat’e baktılar.Utançla karışık bir gururla el sallayıp birbirlerine bakıp ilk önce hangisinin dediği anlaşılmadığı bi şekilde hadi siktir olup gidelim sesleriyle ayaklarını tozlu yola sürterek sahil’e yol aldılar.
Necip’ten bira alıp boş şezlonglara devrildiler.Neredeyse senelerdir her yaz geldikleri bu pıtraklı kasabadan bu sene erken ayrılmaları müthiş bir sevince boğmuştu samiyi.Sami önlerinde ki rusları kesip birasını yudumlarken kitabına gömülmüş Rıza’ya biralarımız bitsin siktir olup gidelim dedi.Rıza gülüp kitabını okumayı devam ettirdi.
Yaklaşık çeyrek asırdır sürekli siktir edilen bu iki adam artık kendi kendilerine siktir etmeyi keşfetmenin keyfini ölesiye çıkartıyorlardı içten içe.
-selfie çubuklarını götüne soktuklarım dedi Sami sülale boyu foto çekinen şişman aileye doğru.Rıza:
-Küfretme be olum ,bi kere de küfretme. Deyip kitabına gömüldüğünden 10 saniye geçmeden doğrulup gözlüklerinin üstünden Sami’ye baktı:
''ah minel-aşk ve'l halatihi diyor Arap.Yaşamışlar,yaşamışlar hepsini biliyorlar.Aşkın halleri sayısız.''.Üç kez üst üste okudu Rıza.Gözleri dola dola okudu.Gülümser’i hatırladığını anladı Sami.Ses etmedi.Rıza burnunu çekip Hadi siktir olup gidelim burdan dese de bi kaç bira daha alıp günü batırdılar hiç konuşmadan,ruslara bakmadan.Gülümser’in üstünden çok acılar geçmiş olsa da ''ah minel-aşk ve'l halatihi’’ diyordu hala Rıza’nın bok çuvalı kalbi.Aşkın kaç halini görmüştü ki Rıza.Ona kalsaydı aşkın hallerini katı,sıvı ve gaz hali olarak ayırırdı.Şüphesiz Sami de onunla dalga geçerdi.
Şüphe yoktu Rıza’nın ağlayınca gözleri yüzüne sığmayan kız dediği gülümser’i gemisinde taşıyordu.Başka hiç bir şekilde tarif edememişti.
Hava iyice kararınca çantalarını sırtlayıp sarhoşluklarıyla seke seke asfalt ve toprak karışımı yola çıkıp yürümeye başlamışlardı.Sami çantasında ki rus vodkasını kapağına dökerek içmeye devam ediyordu.Gittikleri yol kendileri gibi yoktu.En fazla köyün camisine kadar gidip avluda yatabilecek kadar yolu biliyorlardı.Ama sami hala siktir olup gidicez diye şarkılar mırıldanıyor, yolun ortasında çılgın çıvgaralı dansını sergiliyordu.
- Rızaaaa diye bağırdı Sami.Dünya dönüyor Rıza,dünya dönüyor BIREMIN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder