Güneşin narası vuruyor perdelere Feyim , sen sen diye ruhu sığınaklara dalaşan nasır ağrılarım terasta bana uykuluyor. Yosunluklar bendinde çürümüş etlere sardığım tütün tozlarını dipdiri nefeslerle bir panayırın ortasında ciğerlerime boşaltıyorum. Ciğerlerimden boşaltıyorum. Kapalı tüm kapılar açılacakmış hissiyatıyla dolan ha dolan.
Açılan tek şey acılar-sancılar-yoksulluklar. Bir köşe başında pusmuş tütününü harmanlayan mecnun ;
-sen az zamanda çok sigara içenlerinde rabbisin der.
5 Ağustos 2019 Pazartesi
8 Temmuz 2019 Pazartesi
Sensiz ölme fikri epeydir korkutuyor beni sensiz yaşamak kadar.Bir insan nasıl ellerinde avuç buğdayla kuşlara koşabiliyorsa öyle kaçıyorum bunca zamandır senden , senden gelenden.Hazırlandığımız Fırtına kopmadan dağıttı bizi. Sen saçlarını savura savura karşısında durabildin. Ben yapamadım acizliğimle şehir şehir kaçtım.
Gerçekçi bir yalan bizi güzide bir gökyüzüne sahip kılabilirdi.Yapamadım.Dökülecek bir içim kalmamış Fey. Öylesine çürüdüm , öylesine bunaldım.Saçlarıma bir ton beyaz indi. Yaşlanıyorum galiba.Dünya gerçekten artık daha karanlık. Olamayışına alıştığımdan beri gün doğumundan batımına kendime isyanlar topluyorum iğne uçlarından.
Kaybettiğim her telini kaydettiğim anına atfettim ki affet. Biliyorum bir gün beraber o iğneyi ipliğinden kurtaracağız.
26 Ocak 2019 Cumartesi
Su İstimal
Düşlerimdeki çıplak kadını giydirdim bu gece.
Göğsünden akan oluk oluk kan
avuçlarımdan topuklarına ...
Akşam ezanıyla açılan bir şişeyi
sabah ezanına yakın aldım koynuma.
Balkonu olmayan aç bir şehirde
tok sarhoşlarla uyukluyorum.
Gamzesi olduğuna ikna olamadığım bir tanrı,
kadeh kaldırıyor çok uzaklardan gülümseyerek
davetkar ,
ama
tanrım bu etik değil.
Ezanı ben okuyacağım diye
müezzinle kavga eden bir tanrıyla sevişemem.
Hayal kırıklıklarıyla donanmış ordu
ve karıncaları siper etmiş acz bir meczup.
Üzgünüm
formunu kaybetmiş bir tanrıyla savaşamam.
Giydirdiğim kadın,
kendiliğinden soyunup şişeme damlıyor.
gökyüzünü kaybetmiş şehirde bedenini arıyor.
su rengimizi değiştiriyor
su bizi çürütüyor.
su bizi istiyor.
sudan çıkalım.
sudan kaçalım.
susamadan
susmadan.
yersiz ama tadında.
Musa'nın asasını aramızdan çıkarıp sonsuza sevişelim.
rüzgarı aramıza alıp tanrıya inat ,onun huzurunda.
Göğsünden akan oluk oluk kan
avuçlarımdan topuklarına ...
Akşam ezanıyla açılan bir şişeyi
sabah ezanına yakın aldım koynuma.
Balkonu olmayan aç bir şehirde
tok sarhoşlarla uyukluyorum.
Gamzesi olduğuna ikna olamadığım bir tanrı,
kadeh kaldırıyor çok uzaklardan gülümseyerek
davetkar ,
ama
tanrım bu etik değil.
Ezanı ben okuyacağım diye
müezzinle kavga eden bir tanrıyla sevişemem.
Hayal kırıklıklarıyla donanmış ordu
ve karıncaları siper etmiş acz bir meczup.
Üzgünüm
formunu kaybetmiş bir tanrıyla savaşamam.
Giydirdiğim kadın,
kendiliğinden soyunup şişeme damlıyor.
gökyüzünü kaybetmiş şehirde bedenini arıyor.
su rengimizi değiştiriyor
su bizi çürütüyor.
su bizi istiyor.
sudan çıkalım.
sudan kaçalım.
susamadan
susmadan.
yersiz ama tadında.
Musa'nın asasını aramızdan çıkarıp sonsuza sevişelim.
rüzgarı aramıza alıp tanrıya inat ,onun huzurunda.
2 Kasım 2018 Cuma
ba'dehû
bir de yahu
ba'dehû
kalın ve öfke
tastamam ve ezbere şayan
sana hayran
sana düşman
adım ve kelam
senin adın ve tonlarca yalan.
Fey ve selam
sana , yola ve sola adım adım
adım.
bir kelam
''ağgül seni camekanda görmüşler!''
5 Eylül 2018 Çarşamba
Ellerimde Oğul Otu
sen de bir ağıt var bu akşamüstü,
henüz uyanmışım düşünden.
yanıbaşımızdan geçen kelebek
ve seni düşüne döndüren bir karga.
güneşe çıkamayan gündüz tenli kadının
gözleri eğik dudakları dik hali.
kalbi karıncalanan bir kedi ve
gözlerinde hep bir uğur böceği.
ellerinde hayalden bir kitap
hayal meyal düşlüyorum
askılıktan aldığın hırka
avucunda bir avuç buğday.
iplikten geçişini hatırlatıyor iğnenin
cebinde buğday taşıyan kadın.
aynı anda aynı suya susuyoruz
içinden içiyorum
artık biliyoruz.
sende bir ağır var bu gece
ne duygusun.
aynı nefesten aynı geceye sarılıyoruz.
12 Temmuz 2018 Perşembe
TOZAN
Bin tasana vardım da,
yokluğun kör bir yolmuş.
Tasalar biriktirip taslar içinde içerdim de
bu tasa, tasa dolmaz .
sevilmemiş bir kır çiçeğine çevirdi beni.
Tütün kesesine sığmayacak kadar büyükmüş elemin.
Ararat'ın karına ,Habil'in kanına.
çok yerde çok defa yok yere.
Bir gün bir yerde
oysa hiç defa hiç kimseyle.
hiçimseyerek.
Suya , buza, rakıya.
rakışarak.
''Ben seni sevgilim ben seni'' diyerek
duyarak,
çok defa çok yerde yok yere.
bBaşladığımız yerde , göğün bir kaç metre altı
yerin bir kaç metre üstü- ya da - altı işte.
uzlaşamıyorum kendimle.
Hatırlayamıyorum.
öksürüyorum .
Bir balkonda döktüğümüz küller suya sudan susarak.
Temenni bile edilememiş düşlerimiz;
bir gün mutlaka...
Kimseye anlatılmamış, anlatamadığım.
Sustuğum yok yere yok
yokken hatırladığım unuttuğum sancıladığım.
Dizinde dinlediğim sabah ezanı,
duymadığım ikindi,
kılamadığım onca vakit.
Samana karışmış sap
çok defa yaktığım
yok yere yaktığım.
suya döndüğüm
sudan döndüğüm .
sana yola ve sola.
yokluğun kör bir yolmuş.
Tasalar biriktirip taslar içinde içerdim de
bu tasa, tasa dolmaz .
sevilmemiş bir kır çiçeğine çevirdi beni.
Tütün kesesine sığmayacak kadar büyükmüş elemin.
Ararat'ın karına ,Habil'in kanına.
çok yerde çok defa yok yere.
Bir gün bir yerde
oysa hiç defa hiç kimseyle.
hiçimseyerek.
Suya , buza, rakıya.
rakışarak.
''Ben seni sevgilim ben seni'' diyerek
duyarak,
çok defa çok yerde yok yere.
bBaşladığımız yerde , göğün bir kaç metre altı
yerin bir kaç metre üstü- ya da - altı işte.
uzlaşamıyorum kendimle.
Hatırlayamıyorum.
öksürüyorum .
Bir balkonda döktüğümüz küller suya sudan susarak.
Temenni bile edilememiş düşlerimiz;
bir gün mutlaka...
Kimseye anlatılmamış, anlatamadığım.
Sustuğum yok yere yok
yokken hatırladığım unuttuğum sancıladığım.
Dizinde dinlediğim sabah ezanı,
duymadığım ikindi,
kılamadığım onca vakit.
Samana karışmış sap
çok defa yaktığım
yok yere yaktığım.
suya döndüğüm
sudan döndüğüm .
sana yola ve sola.
21 Haziran 2018 Perşembe
Toz
Toz olayım elinde
bir rüzgarlık ömrüm olsun,
çekirdeğinde.
Aç çocukların kol gezdiği sokağında
tuz olayım dilinde.
Asırlar olmuş hatırlayabilene,
ömrüne takvim olayım.
Yaprak yaprak döküleyim gününden
hiç geçmedi o gün-ler.
Bir gar havası bu
beklediğin peron,
perondaki is olayım .
Toz olayım ben de teline, telinden.
diyar diyar.
bir türkü duyarsın ''de yar yar''
diyemeden kül olayım .
o şairin dediği gibi
''hatırla ikrar etmeye şayan bir hasıla var mı şimdi? ''
acının eşiğinde diz çökmüştük hatırla
dizinde yara olmaya niyetliydim , olmadı.
toz olayım ben de ,
raftan silinmeyi bek...
15 Nisan 2018 Pazar
Bir savaşın esamesi okunur dağlarda,
Dağlarımızda..
Özgürlük nidalarımız zamansız.
Gömülmüşüz, gözlerimiz
Gözlerimiz kör
Bacaklarımız yok.
Arşa çıkacağız, birgün .
Bugün takat yok.
Haykırdığın ses,
Tanrının sağırlığına denk gelmiş.
Beynimde piyona mat olmanın sancısısın liss
Kalbimde ockhamlı'nın usturasının açtığı yarasın liss
Gömüldüğümüz toprakta
Arşa ulaşamamanın acısı
Ve seyyar bir yumruk
Seyyah ömründe.
Dağlarımızda..
Özgürlük nidalarımız zamansız.
Gömülmüşüz, gözlerimiz
Gözlerimiz kör
Bacaklarımız yok.
Arşa çıkacağız, birgün .
Bugün takat yok.
Haykırdığın ses,
Tanrının sağırlığına denk gelmiş.
Beynimde piyona mat olmanın sancısısın liss
Kalbimde ockhamlı'nın usturasının açtığı yarasın liss
Gömüldüğümüz toprakta
Arşa ulaşamamanın acısı
Ve seyyar bir yumruk
Seyyah ömründe.
22 Mart 2018 Perşembe
dilemma
gecelerimin tanık olmadığı yalın
ama bir o kadar hızlı
bir uykuluk,
ulan bir uykuluk ömür.
sana , yola ve sola
attığım bir uykuluk adım.
Sonsuzluk ve sen arasında ki sızı
sen ve ben arasında ki uzak sızı.
tahammüle doyduğum,
arkamda bıraktığım,
arkamdan bakan onlarca sızı,
sızılar.
küstüğüm küller hece hece
şimdi
perde perde perdeler gözümü.
Bizi kıran namerde de güldüm bilesin.
Özümün hala sen olduğu şu gün kadar o gün de gelecek
o gün kadar bugün de bileceğim.
Adımımı attığım yer önce su , sonra sen.
sığdıramadığım bu ömür önce sen,
sonra yel.
ters ya da düz
tarifsiz acılar ve geceler
geceler geceler geceler.
yanılgılar içinde seni aradığım bunca zaman
bulamadığım onca zaman.
sana , yola ve sola
attığım her adım
aldığım her nefes.
aç bir tavuskuşu
ve arkasında bıraktığı mısır tarlası,
feyden gelir feye gider bir yol.
uzaklardan skan maskvama
ve ufka sızan bir çift bakış.
ama bir o kadar hızlı
bir uykuluk,
ulan bir uykuluk ömür.
sana , yola ve sola
attığım bir uykuluk adım.
Sonsuzluk ve sen arasında ki sızı
sen ve ben arasında ki uzak sızı.
tahammüle doyduğum,
arkamda bıraktığım,
arkamdan bakan onlarca sızı,
sızılar.
küstüğüm küller hece hece
şimdi
perde perde perdeler gözümü.
Bizi kıran namerde de güldüm bilesin.
Özümün hala sen olduğu şu gün kadar o gün de gelecek
o gün kadar bugün de bileceğim.
Adımımı attığım yer önce su , sonra sen.
sığdıramadığım bu ömür önce sen,
sonra yel.
ters ya da düz
tarifsiz acılar ve geceler
geceler geceler geceler.
yanılgılar içinde seni aradığım bunca zaman
bulamadığım onca zaman.
sana , yola ve sola
attığım her adım
aldığım her nefes.
aç bir tavuskuşu
ve arkasında bıraktığı mısır tarlası,
feyden gelir feye gider bir yol.
uzaklardan skan maskvama
ve ufka sızan bir çift bakış.
30 Ocak 2018 Salı
müşkül
Sana bir düşün çizilmişliği ,
Uykusuzluğa gebe akşamüstleri.
Köpek dışkısı ,
Ve bir elektrik kesintisi.
Sana tüm belirsizliklerin içerisinde
doğru zamanda yalan tebessüm gücü.
Yalanlara gebe bir kadın,
Ve doğurduğu onlarca piçler...
Sana bütün kör sabahları;
Avuçta, yatakta , alında terleri.
Sana boncuk boncuk...
sana güzide orospuların
güzide nasihatları..
Uykusuzluğa gebe akşamüstleri.
Köpek dışkısı ,
Ve bir elektrik kesintisi.
Sana tüm belirsizliklerin içerisinde
doğru zamanda yalan tebessüm gücü.
Yalanlara gebe bir kadın,
Ve doğurduğu onlarca piçler...
Sana bütün kör sabahları;
Avuçta, yatakta , alında terleri.
Sana boncuk boncuk...
sana güzide orospuların
güzide nasihatları..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







