Acıtan korkuluklarla, varsayımsal yalanları benzeştirdik. Olmadı. Tutturan olduysa da biz bu gizle çok yaşayamazdık.Teras üşümesini balkon üşütmesiyle bir tuttuk diye amansız bir amaçsızlıkla suçlandık. Saç diplerindeki gözenekleri gözetemediğimizden kelepçe vuruldu tüm saç kırıklarımıza.Ama masumduk ama azılı suçlu.Bir önemi yoktu.Bunları çekmek saçına ve kaçına.Kaçınarak saçtık tüm hislerimizi gizlere.Bir öykü girişiyse de asla öğüt veren son bölüme gelemeyecektik.Sen ölüydün ve ben buna göz yumarak mezarına uzandım.Bir ölünün tüm sıcaklığıyla sarmadığın için suçlayamam.Bir mezarda da olsa, toprakla boyanmış saçlarınla sarmalanmış bu gizi en köşesine kazımıştım mermerin.Seninle bu gizi, solucan kanıyla böceklere fısıldamıştık.Ağaç köklerinde gizli gizli sevi içmiştik.Bütün kalabalığı yarıp da ben burdayım diyemedin.Tüm silinmişliğinle karşı kaldırımda bekledin ve en güzel halin, beklemişliğin bir ölünün durağında…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder