11 Kasım 2017 Cumartesi
êş (ağrı)
Bazı şeyler durmuyor , barikat kurmanın çaresizliği gibi .Sular akar durmaksızın , zaman akar durmaksızın, yeryüzünde kanlar akar durmaksızın.İnsanın çaresiz kalıp durduramadığı çok şey var sanırım .Bazı durumlarda insan olmak yetmiyor gerçekten , süpermen olmak lazım bazen! Doğaya özgü bir şey var. Akan şeyin önüne geçmeye çalışan akıntıya kapılır.Basit ve sürekliliği engellenememiş bir kanun gibi sanki.
Yataktan doğruldu ve pencereye yöneldi . Belki bir ilk olabilirdi bu onun için; uyanıp sigarasını bile yakmadan pencereyi açıp dışarıyı izlemek. İzlediği tüm filmlerde ki pencere açma sahnelerini gözünün önünden geçirip tekrar küfür ederek camı kapatıp sigarasını aramaya koyuldu bunca dağınıklığın içinde.Salonda yerde kibriti ve sigarayı görünce bu mutluluğunun daim olması için tanrıya dua etmeyi ihmal etmedi.Sigarasını yaktığı anda Şükran'la göz göze geldi.Kafasında dolanan soru işaretleri bir anda ünlem işaretine döndü.Şaşırmamış gibi yapmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu.Şükran Rıza'nın yanına yerleşeli 3 gün olmuştu ve her sabah Rıza'nın tepkileri değişmemişti.Şükran koyu kahvesini yudumlarken kulaklığını çıkarıp günaydın dercesine dudaklarını oynattı fakat Rıza'nın o küçük beyni olanları hala kafasında tartıyordu. Şükran'ın üstünde ki hırkayı kafasında tanımladı. Bu onun üstünde olmaması gereken bir hırkaydı. Tepkisiz kaldı Rıza.O hırkayı başkasının üstünde görmeye çok fazla tahammülü yoktu Rıza'nın. Yine de tahammüllerini masanın ortasına koyup küllerini tam ortasına serpti.Kumandayı eline alıp televizyonu açmak istedi aradan seneler geçmişken.Aradan seneler geçmiş de hala Rıza o televizyonu açmak istermiş gibi masumca kanallar aradı zihninde.Bulamadı.
Nasılsın demek istermiş gibi dudakları kıvrandı yerinde Şükran'ın. Rıza bildiği bütün ayetleri kirpiklerilerinin ucuna getirip derin bir sesle iyiyim dercesine göz kırptı.Sen dercesine burnunu çekti.Fena değil dercesine saçlarını sağa doğru attı Şükran. Elini uzatmak istediyse de Rıza'nın elleri sigara dumanı arasında karanlık sözcükler düşünüyordu.
Dolaba doğru gözlerini yürüttü Rıza .Vazgeçti masanın üzerinde yeşil elmayı gördü. Uzanıp aldı, nefesiyle Şükran'a teklif etti ,Şükran aldığı nefesle reddetti.Şükran reddedişleriyle Rıza'yı bıktırdıysa da yanında kalmaktan vazgeçmemişti.Bütün reddedişlerini hatırladı Şükran'ın. Ağlamak gibi bir şarkı mırıldanmaya başladı ama onun sesini yeryüzünde duyabilecek hiçbir varlık yoktu.Utanıyordu Şükran.Rıza'yı anlayamadığı için utanç duyuyorsa da O'nu anlamak Şükran'ın becerebileceği bir şey değildi.
Elmasını ısırdı,hırkasını istedi gözünde ki çapakları silerken.Şükran neyi istediğini anlamadı.Şükran diye bağırmak istedi.Bu sefer yapabileceğinden çok emindi.Üzüntüyle elmasından bir ısırık daha aldı.Utançla ne yaptığının farkına vardı.
Şükran'ın akan gözyaşlarını hırkasıyla silmek istedi.Şükran tüm çıplaklığının verdiği cesaretle reddetti.Şükran bir hırkaya sahip olamamanın sevinciyle bedenini Rıza'nın son ısırığına hapsetti.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder